Chauvet Mağarası; Karanlıkta Doğan Zihin

Chauvet Mağarası, insanın henüz tarımı bilmediği, yerleşik hayatın hayal bile edilmediği bir çağda, zihinsel olarak ne kadar ileri gidebildiğini sessiz ama sarsıcı biçimde kanıtlayan bir yeraltı kaydıdır; çünkü burada karşımıza çıkan resimler yalnızca eski değildir, aynı zamanda şaşırtıcı derecede bilinçlidir. Yaklaşık 36.000 yıl öncesine tarihlenen Chauvet çizimleri, kronolojik olarak Lascaux ve Altamira’dan çok daha eski olmasına rağmen, teknik açıdan onlardan geri değil, aksine bazı açılardan ileridedir; hayvanlar sabit pozlarda değil, hareket halinde, koşarken, çarpışırken, birbirini kovalarken betimlenmiş, perspektif, gölgeleme ve tekrar eden çizgilerle bir tür ilkel animasyon hissi yaratılmıştır.

Mağaranın duvarlarında aslanlar, gergedanlar, mağara ayıları ve yırtıcılar baskındır; yani insanın günlük av pratiğinde en sık karşılaştığı hayvanlar değil, en korktukları resmedilmiştir ve bu tercih, Chauvet’nin bir av büyüsü mekanından çok, korkunun, saygının ve bilinmeyenin işlendiği bir bilinç alanı olabileceğini düşündürür. Daha da çarpıcı olan, mağaranın derinliklerinde bulunan ayı kafatasının, doğal bir taş bloğun üzerine bilinçli biçimde yerleştirilmiş olmasıdır; bu sahne, rastlantı ihtimalini neredeyse tamamen ortadan kaldırır ve Chauvet’yi yalnızca bir sanat alanı değil, erken dönem ritüel düzenlemenin güçlü bir örneği haline getirir.

Burada mağara, bir sığınak değil, bir eşiktir; dış dünyanın kaosu geride bırakılır, içeri giren kişi karanlıkla baş başa kalır ve resimler yalnızca görülmez, deneyimlenir; çünkü Chauvet’de çizimler, göz hizasında değil, yürürken fark edilen, döndükçe değişen, karanlıkta canlanan noktalara yapılmıştır. Bu mağara bize şunu açıkça söyler: insan zihni, teknolojiden önce derinleşmiş, aletlerden önce anlam üretmiş, yerin altına indiğinde yalnızca saklanmamış, kendisiyle yüzleşmiştir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Skocjan Mağaraları; Yeraltında Açılan Uçurum

Gouffre Berger

Hypogeum of Hal Saflieni; Taşın Hatırladığı Ses